Paydaş kapitalizmi nedir? (Sürdürülebilirlik Trendleri 2023, No:1)

Paydaş Kapitalizmi terimi şirketler için Sürdürülebilirlik Trendleri 2023 serisinde okuyucular için en az tanıdık gelen başlık olacağını sanıyorum. Kavram yeni değil. Ancak gün yüzüne çıkması biraz yakın zamanda. O yüzden biraz terminolojik giriş yapalım.

Güncel konuların isimlerini öğrenmek adına instagram’da şurada burada fenomenisimsi bloggerımsı hesapları takip edebilirsiniz. Ancak bu sadece ortamlarda satılacak bilgi seviyesinde 2-3 cümle kurabilmenize yeter. Ancak bu sizi pazarlamacı seviyesinde tutar. Daha da ileri götürmez. Hele ki sürdürülebilirlikle profesyonel olarak ilgileniyorsanız -yani işiniz buysa!- bu tür trendleri takip edebileceğiniz önemli kaynaklardan biri WEF kütüphaneleri ve raporları.

Dolayısıyla WEF’ten alıntı ile konuyu biraz açalım. Paydaş kapitalizmi geniş çerçeveli bir konsept, bir felsefe. Şirketlerin paydaşları yalnızca kısa vadeli “göz boyama” çalışmaları için dinlemesi yerine, uzun vadeli değer yaratma süreçlerini paydaşların talep ve ihtiyaçlarına göre kurgulamasıdır.

Burada paydaş kavramı şirketin ilişkide olduğu “her şey” ve “tüm yapılar”dır. Vasat ortamlarda paydaş denildiğinde “yatırımcılar” ve “üye olunan dernekler” gibi sığ bir yaklaşım vardır. Tedarik zincirindeki şirketler de, toplum da hatta çalışanlar da paydaş kavramının içinde.

Paydaş Kapitalizmi Konusunda En Değerli Kaynak

paydaş kapitalizmi

Konuyla ilgili derinleşmek isteyenler için ise geçen yıl (Ocak, 2021) yayınlandığında oldukça ses getiren kitabı önerebiliriz. Stakeholder Capitalism: A Global Economy that Works for Progress, People and Planet. Yazarı ise Klaus Schwab. Basılı versiyonunu Amazon’dan linkten kontrol edebilirsiniz. Güncel kurları da düşününce basılı versiyonu pahalı olabilir. Gizli öneri, birazcık aramayla malum sitelerde de bulabilirsiniz 🙂

Konuyu bir örnekle karikatürize edelim. Bir tişört şirketi olduğunuzu varsayalım. Mağazalarınızda bir hacmen %5’lik mini bir reyonu “sürdürülebilir” etiketli ürünlere ayırdığınızı düşünelim. Bir ay sonra cironun %25’inin o mini %5’lik alandan geldiğini görürseniz ve bu durum sıklıkla oluyorsa, şirket olarak buna bir reaksiyon vermeniz beklenir. Bu durum, mağaza müdüründen CEO’ya, ürün tasarımcılarından tedariğe kadar tüm paydaşları etkiler. Siz de aslında biraz ipleri piyasanın pozitif taleplerine bırakmış olursunuz. Piyasa dominasyonu baskın olduğundan konu hala kapitalizim, ancak tetikleyici faktör kar yerine çemberden gelen pozitif talepler olduğu için konu sürdürülebilirliğin ortasında.

Paydaş kapitalizmi, adıyla müsemma, kapitalist sistemin kurallarını içselleştirmiş çok uluslu şirketlerin çoktan reaksiyon almaya başladığı bir konu. Öte yandan müşteriyi (ve diğer paydaşları) dinlemek, oradan gelecek geri bildirimlere göre dönüşmek açısından ise reaksiyon süresi kısa olan şirketlerin daha öne çıkacağı bir yaklaşım.

Agile yönetim ülkemizde ne kadar mümkün, negatiflik tellallarıyla uzun uzun tartışabiliriz. Ancak agile prensiplerle yönetilen şirketlerin paydaş kapitalizmi konusunda kulaç mesafelerinin biraz daha uzun olduğu muhakkak.

Son bir not da çalışanlar adına ekleyelim. Çalışanlar şirketlerin en önemli dönüştürücü gücü. 300 çalışanı olan bir şirket için 300 uygulayıcı veya 300 fikir nefis bir fırsat gösteriyor. Şirketlerin sürdürülebilir dönüşümü için eşsiz bir imkan. Ancak bıçağın bir de diğer yüzü var. Şirketler yalnızca paydaşlardan gelen talebi yönetmekle mesul değiller. Aynı zamanda yatırımcıysa yatırımcı, müşteriyse müşteri, çalışansa çalışan; bu asetlerini de dönüştürmek zorundalar. Onlardan bir talep gelirse bu duruma hazırlıklı olmak ne kadar önemliyse bu paydaş gruplarına daha yeşil yönlendirmeler yapabilecekleri yetkinlikleri kazandırmak da şirketin sorumluluğunda. Bunu maaştan kesilen emeklilik pirimi gibi düşünebilirsiniz. Gençken saçma gelir, kısa vadeli para daha önemlidir. Yaş geçtikçe, bu fona ayırdığınız paranın ne kadar değerli olduğuna her geçen gün daha fazla sevinirsiniz. Para çokomel eğrisi de diyebiliriz bir bakıma 🙂


Sürdürülebilirlik Trendleri 2023 yazılarına göz attınız mı?