mert güller

Uçmakdere: İstanbul’a 2 saat mesafede bir vaha

Uçmakdere’de Kamp Notları

Çocukluktan beri tanıdığım bir coğrafya olduğundan uçmakdere’nin ne kadar güzel bir yer olduğunun farkında değildim sanırım.

Geçtiğimiz Bahar’da tüm blogger ortamlarda coğrafyasına sayfalarca övgüler düzülen Karadağ’a gittiğimde arkadaşıma “harika çoğrafya yazmış herkes, tamam güzel yer ama uçmakdere’de böyle bir yer” demiştim.

Çocukluğumda uzun Zaman’lar geçirdiğim köyümüz uçmakdere’ye çok 10 km bile olmadığından çok Zaman geçirmiştim. Ama hiç kamp yapmaya niyetlenmemiştim; nasılsa bir ara gideriz hali.

Uçmakdere’nin İstanbul’a yakınlığı, instagramda popülerleşmesi; beni tanıyanların “yeaa hep gidiyon bizi de götür yea” feryatları ile birleşince önce ben bir test edeyim dedim.

 

Uçmakdere’ye Nasıl gidilir?

Bilmeyenler için hatırlatalım, Uçmakdere Taksim Özgürlük Anıtı’na 195 km. 

 

Uçmakdere’ye özel araçla Nasıl gidilir?

Özel bir trafiğe takılmazsanız İstanbul Avrupa yakasından kendi aracınızla 3 saat ten kısa bir sürede gidilebiliyor. Tekirdağ – Kumbağ yönünden gidiliyor, Kumbağ sonrası 20 km. Ancak yol biraz fazla virajlı ve sadece 1 gidiş 1 geliş olmak üzere 2 şeritli. Bir yanınız dağ diğer yanınız uçurum. E ardı Deniz olduğu için çok profesyonel olmayanlara pek önermemekte birlikte ne kadar profesyonel olursanız olun karanlık basınca o yolda olmanızı önermiyorum. Zaten Uçmakdere yollarının keyfine varmak için özellikle aydınlıkta gitmelisiniz. Güzel coğrafyasından ötürü son 1-2 yıldır bisiklet ve motorcuların favori güzergahı. O yüzden dikkatli sürmekte ayrıca fayda var. 

 

Uçmakdere’ye otobüsle Nasıl gidilir?

Eğer aracınız yoksa Tekirdağ otobüslerine binip henüz bu yıl devreye alınan Tekirdağ-Şarköy sahil hattı minibüsleriyle Uçmakdere’ye kolayca varabilirsiniz. İstanbul-Tekirdağ yaklaşık 2 saat, Tekirdağ-Uçmakdere ise yaklaşık 30 da civarı sürüyor.

 

 

Uçmakdere Kamp

Uçmakdere’de Tekirdağ yönünden geldiğinizde köyün 1-2 km çıkışında, deniz kıyısında harika çınar ağaçları ile çevrili bir kamp alanı bulunuyor. Kamp alanının hemen yanında bir kaynak suyu Çeşme olması ayrıca güzel.

Aslında kamp alanında kamp yapmayı mecbur kalmadıkça tercih etmiyorum. Bu kez kamp alanını tercih etmemin iki sebebi var. İlki uçmakdere’yi görmek isteyen çok insan olması. İkinci sebep ise uçmakdere’nin sağlam rüzgarlı bir gününe denk gelmem oldu.

Kamp alanı özellikle kamp yapma tecrübesi olmayan kişiler için çok ideal. Bir kere güvenlik diye bir takıntınız olmuyor, gece kamp alanının girişi bile kapanıyor (gece veya sabahın köründe Deniz kıyısı yürüyüş keyfi yapmak yasak değil tabii ki yükseltilmiş duvardan atlayıveriyorsunuz :). Uçmakdere Çınar Mocamp, civarda başka bir kamp alanı olmamasının en derin tekelleşme ve hizmet kalitesini epsilona yaklaştırma fırsatını kaçırmamış tabii ki :)) Web sitelerinde bahsedilen hizmetlerden en doğru verileni ücretsiz otopark. Onun da benim gibi az insan çok huzur ve middle of nowhere amaçlı kamçılar için yarattığı başka dezavantajlar var. Ona da değineceğim. 

 

Avantajlar, pozitif özellikler

  • Kamp alanında elektrik var, tuvalet var, duş var. 
  • Kamp alanı denize 2 metre, arka planda sabit bir deniz sesi harika.
  • Kamp alanının önünde, tüm Şarköy sahil şeridinde olduğu gibi Dalyan var. Yeri gelmişken, bu derme çatma dalyanlar profesyonel balıkçılık için. İskele zannedip çıkmaya hele hele atlamaya falan çalışmayın. Balık dalyanlarından atlamak hayati tehlike içerir. Ege ve Akdeniz’deki iskeleler gibi suya atlamalık veya yayılmalık alanlar değildir. Bu yazının en önemli uyarısını da yapmış olayım.

Eğer sabah 5 gibi uyanıp Güneş’in konum almasını beklerseniz tripod ile bu güzel fotoğrafı da çekebilirsiniz 🙂 

uçmakdere kamp - tekirdağ

  • Kamp alanı ile deniz arasında kaynak sudan mis gibi bir çeşme var. Su problemi asla yok.
  • Kamp alanının girişinde bir büfe ve mini bir lokanta var. Büfe!de sınırlı olmak kaydıyla birçok ihtiyacınıza çözüm bulabiliyorsunuz. Aman girişteki lokantadaki amcaya ne istediğinizi birkaç kez tekrar edin ve emin olun. Kahvaltı için yumurta var mı dediğimde var tabi deyip masayı gereksiz yere donattılar :)) 30 tl. 30 tl bu tip bir kahvaltı için belki standart bir ücret. (Güveçte tereyağlı yumurta enfesti!) ancak reçel, zeytin ve tereyağı hariç herşey muhtemelen Migros veya A101’den; pek de doğal kahvaltı gibi gelmedi. Yine de kamp ocağı vb olaylarına girmek istemezseniz hayat kurtarıcı. 
  • Birçok bank, masa vb mevcut. Çadırımın önünde kendi sandalyemle oturayım gibi bir derdiniz yoksa kamp sandalyesi taşıma derdine son. Özellikle 3 günlük kamp sonrası çadırın içi ana baba gününe dönmüşken hızlıca toplanmak için bu büyük masalar çok işe yarıyor.
  • Kalabalık sayılabilecek kadar çok çadır olmasına rağmen, herkes çok saygılı idi, insan sesi yok denecek kadar azdı.
  • Avantaj mı dezavantaj mı bilemedim ama çadır kurmanıza illa yardım etmek, taktik vermek ‘Onu oraya takma, bak şunu şurdan tak’ gibi taktikler veriyorlar başınızda durup. Onlarca kez kamp yapmış bir insan olarak pek haz etmedim; birkaç kez üst üste teşekkür ettim, bir ihtiyacın olursa buralardayız deyip uzaklaştılar sonunda 🙂 Ancak kamp tecrübeniz yoksa bu müthiş bir avantaja dönüşüyor. Zira gece gelen bir ekip çadırlarını kurmayı bilmiyormuş (lan insan önce bi evde dener :)), buradaki amcalar kuruverdiler onlar için, hayat kurtardılar.
  • Daha önce hiç kamp yapmamış kişiler için, İstanbul’a 2-3 saatlik mesafede devasa çınar ağaçlarının altında kafa dinlemek isteyenler için ideal.
  • Kamp alanı Uçmakdere köyüne 2 km mesafede. Dilerseniz bi 20 dakika yürüyüp köye çıkabilir gözleme çay vb takılabilirsiniz. (Çok isterseniz saat başı Şarköy’den gelip Tekirdağ’a giden minibüsler de var ama bir zahmet o coğrafyada minibüs aramayın da yürüyün :))
  • Kamp alanının yanıbaşında kurumuş bir dere yatağı var. Dilerseniz dere yatağını takip edip de Uçmakdere köyüne çıkabilirsiniz. Tabii dere yatağı olduğu için bu yürüyüş 40 dakikayı bulabilir, temponuza göre daha da artabilir. Ancak insanın ömrüne birkaç gün ekleyecek bir aktivite olur. Geniş dere yatağı ağaçlarla kaplı olduğu için en sıcak zamanda bile mis gibi gölgeli ve serin bir yürüyüş yapabilirsiniz. Derenin sonbahar kış ve ilkbahar’da yer yer gürül gürül seviyesinde aktığını belirtelim. Bu aktivite için haziran-eylül arası tek uygun zaman. Ben gittiğimde köy içine kadar kuruydu. 

Gelişmeye açık alanlar, keyifler kaçmasın diye hazırlıklı olun 

  • Tuvalet var, yok değil. Ancak ortalama bir camii tuvaletinden daha temiz değil. Pek bir beklenti oluşmasın. 
  • Duş var, yok değil. Ancak bir tuvalet kabini boyutunda alan duşa çevrilmiş. Bir musluk var. Sıcak su yok. Belki yazın sıcak su ihtiyacı olmayabilir gibi hissetmeyin. Su dağlardan gelen kaynak suyu olduğu için gayet soğuk. Duş başlığını asabilecek bir yer bile yapmamışlar. Emekli albay gibi sabah, öğlen ve akşam kontrol ettiğim 24 saat içinde duşu temizlemediler. Hatta kampta iki kişinin ‘abi duş varmış da duş burası mı ya sence?’ Şeklinde sorularına muhatap oldum. Ben kamp yerinde duş aramam. Zaten Deniz kıyılarında denizden çıkıp altına girebildiğiniz musluklar olduğundan, yeterli oluyor. Ancak bu kamp alanının yanında halk plajı olmasına rağmen o duşlardan da yoktu. Dolayısıyla inanırsanız duşa benzetebileceğiniz duşa mahkumsunuz. Ha bir de duş ile tuvaletler aynı yerde, dediğim gibi tuvalet kabinlerinden birini duşa çevirmişler, ikisini de soyunma kabinine. Bu 3 kabinin olduğu yerde. Üç tane de tuvalet var. Sağda solda başka işletme de olmadığından başka bir tuvalet kullanma şansınız da yok.
  • Uçmakdere, Tekirdağ ile Şarköy’ün ortasında olması, güzel yolları ile motor veya Çanakkale üzerinden Ege’ye sallanacak keyifçiler için İstanbul’dan sonraki ilk güzel durak olduğu için özellikle gündüz saatlerinde bu kamp alanında ciddi bir piknikçi kitlesi ve orta ölçekli bir otopark kadar araç-motor giriş çıkışı oluyor. Eğer benim gibi 2 gün insan görmeden kamp yapmayı tercih etmiyorsanız size pek bir rahatsızlık teşkil etmeyebilir, ancak bana etti.
  • Elektrik var, yok değil. Ancak sadece belirli noktalarda uzatma kabloları var. Yanınızda uzatma kablonuz yoksa prizin başında dikilmeniz gerekebilir. 

Uçmakdere’de Başka Neler Yapılır? 

  • Kamp alanından Şarköy yönüne doğru 5-6 km sonra Gaziköy diye mini bir köy var. Gaziköy mübadele öncesi şarap taşımacılığı için önemli bir liman imiş. Şu an pek bir esprisi olmasa da düz asfalt yolun kenarından bir yanınız Deniz’den 5-6 metre yüksek, diğer yanınız dağ şeklinde güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Eğer gaziköy’den 5 km daha ilerlerseniz minik bir Trakya kasabası olan hoşköy’e varabilirsiniz. Bu sahil yolu düz ancak 2 şeritli olduğu için dikkatli yürümenizde fayda var. Meydandaki karşılıklı 2 köfteciden birine girip hayatınızda yiyebileceğiniz en leziz köfteyi yiyebilir, Melen şarapçılığa uğrayabilirsiniz. Sahildeki çay bahçelerinde takılabilir, dönüş enerjiniz kalmazsa minibüsle 10 dakikada kamp alanına dönebilirsiniz. 

 

Uçmakdere ve Yamaç Paraşütü: Olmazsa Olmaz! 

  • Kamp alanından Kumbağ yönüne 3 km yürüdüğümüzde ise Uçmakdere’yi meşhur eden yamaç paraşütçülerinin deniz kıyısındaki iniş alanına varabilirsiniz. Dilerseniz TEYAK ile öncesinde iletişime geçip yamaç paraşütü ile atlayıp bu eşsiz manzarayı göklerden izleyebilirsiniz. 

 

Uçmakdere Kamp Hakkında Son Sözler

Kamp alanı çok ideal olmasa da kesinlikle gidilmesi, görülmesi gereken bir yer Uçmakdere. Sanırım Türkiye’de başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz ilginç yolları, yeşilliklerin içindeki tepenin birinden ufuktaki denize daldığınızda birden beliriveren rengarenk yamaç paraşütleri, güldür güldür akan çeşmeleri ve müthiş temiz bir hava. Özellikle İstanbul’a bu kadar yakında bu kadar özel kalabilmiş çok az yerden biri.

 

Bu yazıda eksik gördüğünüz, eklememi istediğiniz konularda bana hi (at) mertguller (dot) com adresinden yazabilirseniz sevinirim.