mert güller

2 TL’lik fındık

129T’de bir fındıkçı amca. Zabıta bugün arabasına ve mallarına el koymuş. 100 TL de ceza kesmiş. 

“25liram vardı, 25’ini ödedim bugün, taksit yaptılar sağolsunlar” dedi şöföre, zabıtaya kaptırdığı el arabasından fındıkların bi kısmını almasına izin vermişler. Ceplerine doldurmuş. Arabasındaki 2TL yazan a4 tabelayı da alıp iple boynuna asmış. Hiç öfkeli değil. Aksine, “hayat. Onlar beni yakalamasa belki amirleri onlara ceza kesecek, çocuk çocuğu var herkesin, cuma zaten iyi satış yapmıştım allahtan” diyor. Yüzü yorgunluk, soğuk ve hayat izlerinden görünmez halde.

Tam köprüden geçerken boğaza bakıp “ama memleketimiz çok şirin, di mi?” Diye baktı bana. “Öyle amca” diyebildim sadece. Aşk itirafı yapar gibi düğümlendi boğazım.

Şöföre de döndü sordu, ondan da onay almak istedi. Sahip olduğu derin yokluktaki zenginliğini bizlere onaylatmak istiyordu sanki.

Şöföre dedi"sen beni köprüde indir de, burda trafik var satarım biraz. Baksana ne garip hayat, trafik size köyü, bana ekmek kapısı". Sesinde hüzünden eser yok, ilkokula yeni başlamış çocuk gibi neşeli, şöför köprüde indirecek diye.

“Ama hayat da çok kısa” dedi. Ah şimdi derde bağlayacak dedim.

“Hayat çok kısa. Eğer sağlığında bi problem yoksa, yarına nefes alabileceksen yeter. Bi de sevdiğin insanları görebiliyorsan arada sırada, bi çay bi simit yeter be abi. Hayat, bi kavga, kavgada güzeli görmesini bileceksin. Güzeli seveceksin, yanında tutmaya çalış. Çay iç, tamam ya. Allah herkese sağlık versin, mutluluk zaten heryerde” dedi.. İndi köprüde, hemen arkamızdaki kırmızı lamba yoğunluğuna karıştı, boynunda asılı kırmızı tabelasıyla, 2TL yazan.

Ben hala nefes alamıyorum, düğümlendi boğazım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir